Category: Makaleler

Yeniden İhya için yeniden İman

Binbir türlü açlık, yoksulluk, yolsuzluk, zulüm, ilkellik, gerilik, ahlaksızlık, sapıklık, yobazlık, azgınlık, çer çöp içinde yaşayıp, bu sorunlara çözüm aramak yerine insanlara dinle hükmetmeye çalışmak, farklı ve yeni her söze düşmanca yaklaşmak, insanı ayağa dikip onurlu ve özgür kılan tevhid mesajını ilkel pagan bir din barbarlığına indirgemek, aslında taptığı nefsi, tabuları, çıkarları ve alışkanlıklarından oluşan bir yığın tanrıya Allah’ı ortak koşmak, İslam değildir, iman değildir, hanif İbrahimi din değildir.

“Mehmet Akif: Mahsun Asalet”

Muhterem Mehmet Akif Ersoy, Evvela, samimi özürlerimi kabul etmenizi rica ediyorum. Mazeret değil ama, ne zaman size cevap yazmak için elime kalemi alsam, kelimeler hep boğazımda düğümlendi. Nedenini tam olarak bilmiyorum, belki, onurlu hayatın ve aydınlık zihnini kendime yakın bulmama rağmen, küserek çekip gitmiş olmanı tasvip etmemekle acaba sana haksızlık mı yapıyorum diye, karar veremediğim…

Müslüman Zihnin Yeniden İhyası

Müslüman zihniyet yapısı, her koşulda evrensel düşünebilen, insanlığın hayrına olanı isteyen, dini bir ihtilaf değil birleştirici ahlaki klavuz olarak algılayan insan ve toplum üretir. Oysaki bugün durum neredeyse tam tersidir.İslam dünyası kendi iç restorasyonunu bir rönesansa dönüştürebilmek için bu tür bir zihniyet devrimi sürecine girmelidir.

İslam Çağımıza Yanıt Verebilir mi?

Gerçekçi olmak gerekirse, ne yazık ki,  yüz yıl sonra bile varolan haliyle İslam, yani yaşayan İslam, müslümanların geri kalmışlığı sayesinde çağımıza yanıt verecek bir dinamizme sahip değildir. İslamın yeniden zamanın ruhunda ete kemiğe bürünüp millet için, ümmet için, bütün insanlık için kurucu, kurtarıcı ve ihya edici bir misyon üstlenebilmesi, müslüman toplumların eksiklerini, yanlışlarını, hatalarını giderip yeniden geleceğe özgüvenle yürümeye başlamasına bağlıdır.

İslam, Tarihsellik ve Değişim

İslamın tarihsellik serüveninin ideolojik/politik anlamını da içeren yeni bir perspektifle hem çeşitli tuzak projelere karşı hem de yenilgi çağının travmasından kurtulup daha özgüvenli daha cesur ve daha içerikli bir yeni duruş, yeni perspektif ve değişimci tarzla bir müdahale gerekmektedir.

Din bir amaç mıdır, araç mıdır?

Bu soru şöyle de sorulabilir: İslam dünyasından İslami bir hareket ya da kendisini İslam’a refere eden bir siyasi grup iktidar olunca haber ajansları ve gazetelerde niçin şöyle haberler geçiyorlar; “Afganistan’da şeriat ilan edildi, kadınların sokağa çıkması, erkeklerin sakallarını kesmesi yasaklandı.”, “Çeçenistan’da şeriat anayasası kabul edildi. Zina eden bir kadın taşlandı, hırsızlıktan yakalanan bir kişiye falaka…

Bütün putları devirelim!

Son derece dindar bir putperestliğin egemen olduğu bir dönemdeyiz. Laikçi, dinci, ulusçu, kavimci, mezhepçi, meşrepçi Julianlar, her yanımızdan farklı kelime ve sloganlarla bizi kuşatmış, ülkemizi, toplumumuzu, çocuklarımız çalmaya uğraşıyorlar. Mason tarikatların absürt ritüelleri ile geleneksel tarikatçıların zikri birbirine karışmış. Atatürk adıyla, Kuran/Sünnet adıyla, vatan, millet, bayrak, Cumhuriyet diyerek, bilim, çağdaşlık, özgürlük, demokrasi, Türk, Kürt gibi fetişleştirilmiş kavramlarla, birbirine karşıtmış gibi görünen bir putçuluk kumpasına alınmışız. Bunların hepsi putperestliktir, paganizmdir, ilkel inanç ve bağlanma biçimleridir. Hepside insanı kullaşmaya, itaate, akıldışına bağlanmaya, fetiş ve tabularla yaşamaya zorlayan birer pagan/şirk dinidir.

Arabesk; İmkansız Aşk, Devrimsiz Direniş

( ‘Müslüm’ filmi vesilesiyle, eski bir yazıyla merhaba;)   “Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır,” demiş Köroğlu. Her birimizin yıkmak istediği o kadar çok dağları olmuştur ki… Büyük bir çöküşten sonra ayağa kalkan bir ülkenin, onuru ve emeğiyle kendini yeniden yaratmasının öyküsü gizlidir kimyamızda. Her birimiz, tekrar ve tekrar, işte bu öykünün epizotlarını yaşarız. Dedelerimizin…

Enver: Büyük rüya

Enver, evvela soylu bir savunma ve kararlı bir var olma davasıdır. Enverizm, bir emperyal vizyondur ama bu vizyon bir yayılma değil, dağılmama, en azından yenilmeme, yani ‘sonumuz Endülüs’ün sonu gibi olmasın’ iradesi ile sınırlıdır. Bu nedenle Enver ve İttihatçılık, önce içerde toparlanmanın, sağlam durmanın, dayanmanın ve yenilenmenin adıdır. Bu iradeyle, bütün iç sorunlarımızı çözecek ve dışa bağımlılığı asgariye indirecek Milli demokratik bir restorasyondur Enverizm..Meşrutiyetin sloganları olan, ‘Adalet, Özgürlük, Kardeşlik’, maksadı olan ‘anayasal bir yönetim ve meclisin egemenliği, ve örgütün adı olan ‘birlik’ ve ‘İlerleme’ , bu iradenin özetidir aslında ve hala geçerlidir.

“Bizans’ın son yüzyılları”*

Bay Nicol, Bizans’ın son yüzyılları, Osmanlı’nın son yüzyıllarının
neredeyse aynısı. Üstelik Cumhuriyet’in geçtiğimiz
son yıllarına da benziyor.
Halkından koptukça, devleti devşirmelere kaptırdıkça, Batı’ya
yaslanıp ‘mezhep’ değiştirmeye çalıştıkça, Batı’dan korkup
içine kapandıkça, kısacası ‘devlet’ olma yeteneği ve onurunu
kaybettikçe, finale varmak kaçınılmaz oluyor.